toward-a-nuclear-free-world

Reporting the underreported threat of nuclear weapons and efforts by those striving for a nuclear free world. A project of The Non-Profit International Press Syndicate Japan and its overseas partners in partnership with Soka Gakkai International in consultative status with ECOSOC since 2009.

INPS Japan
HomeLanguageTurkishThe United States and Russia: Warmongers and Peacemakers - Turkish

The United States and Russia: Warmongers and Peacemakers – Turkish

-

Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya: Savaş Kışkırtıcılar ve Barış Getirenler

Yazar: SomarWijayadasa*

NEW YORK (IDN) – 22 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe giren, insanlık için dikkate değer bir zafer olan nükleer silahların kullanımını açıkça ve kesin surette yasaklayan Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşmasından (TPNW) sadece birkaç gün sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya, Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması ve Sınırlandırılmasına ilişkin Antlaşma’yı (Yeni START) sona ermeden sadece iki gün önce 2026 yılına kadar uzattı.

ABD ve Rusya’nın, iki ülke arasında ciddi ters ve çekişmeli ilişkiler zamanında el ele verdiği de dikkate değerdir.

İlk olarak Başkan Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev tarafından 2010 yılında imzalanan antlaşma, Amerikalılar ve Ruslar tarafından sevk edilen savaş başlıklarına ve kara ve denizaltı füzeleri ve onları taşıyan bombardıman uçaklarına onlarca yılın en düşük limitleri getirmiştir. En önemlisi de, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’nın birbirlerinin nükleer güçlerini, tesis ve faaliyetlerini izleyebilmesine olanak sağlamaktadır.

Rusya’nın yıllar boyunca uygunluk sağlamaya devam ettiğini belirten ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, “Özellikle gergin dönemlerde, Rusya’nın kıtalararası menzilli nükleer silahlarına doğrulanabilir kısıtlamalar getirmek hayati derecede önemlidir”, dedi.

Antlaşmanın uzatılması “dünyayı daha güvenli” hale getirdi, diyerek “serbest nükleer rekabet hepimizi tehlikeye atacaktır,” diye ilave etti.

Antlaşmayı imzalayan Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Yeni START antlaşmasının “Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki stratejik ilişkilerin şeffaflığını ve öngörülebilirliğini korumayı ve küresel stratejik istikrarı desteklemeyi mümkün kılıyor,” dedi.

Ayrıca, “Nükleer silahsızlanma sürecine katkıda bulunarak uluslararası duruma pozitif bir etkisi olacaktır,” dedi.

Antlaşma, iki ülkenin sevk edilen kıtalararası balistik füzelerine, denizaltı balistik füzelerine ve 700 ağır bombardıman uçağının her birine; sevk edilen 1550 ICBM, SLBM ve ağır bombardıman uçağındaki savaş başlıklarına ve 800 sevk edilen ve edilmeyen ICBM füzesi, SLBM füzesi ve ağır bombardıman uçağına kısıtlama getirmek istemektedir.

Nükleer Silahlanma Yarışı

ABD ve eski Sovyetler Birliği arasındaki silahlanma yarışı, dünya, Amerika Birleşik Devletleri’nin Hiroşima ve Nagasaki’ye attığı, sırasıyla 129.000 ile 226.000 insanı öldüren iki atom bombasının neden olduğu felakete şahit olduktan sonra Ağustos 1945’te başlamıştır.

Henüz bir süper güç olmasa da, Sovyetler Birliği, halen ikinci dünya savaşından kalan yıkımları yaşamaktadır, bu kadar yoğun bir yıkıcı güce sahip nükleer bombanın ABD’nin elinde olması olasılığı Sovyetler için kabul edilebilir değildi.

Sovyetler, sadece Amerikalıların güç dengesini nötr hale getirmekle kalmayıp aynı zamanda yıkıcı savaşları önleyen ve aynı zamanda barış getiren bir silah olarak 1949 yılında nükleer bombayı edinmiştir. 

Böylece, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği arasında silahlanma yarışı ve süper güç rekabeti başlamış ve o sırada iki ülke çeşitli iki taraflı silahların kontrolü antlaşmalarına ve teşviklere katılmaya karar vermiştir; iki ülke yaklaşık 70.300 nükleer silah başlığı stoklamıştır.

O zamandan bu yana, bir neslin tamamı yaklaşmakta olan facia altında büyümüş ve 1962 Küba Füze krizi gibi zamanlarda insanlığın hayatta kalamayacağına dair yaygın korkular olmuştur.

Çeşitli silahların azaltılması antlaşmaları sayesinde nükleer silahların stoklanması toplamda 13.865’e düşürülmüştür. Ancak ABD ve Rusya’nın bugün sırasıyla sahip olduğu 6.185 ve 6.500 nükleer silah başlığı dünyamızı birkaç kez yakmak için yeterlidir.  

Silahların Kontrolünde Bir Dönüm Noktası

Amerika ve Sovyetler arasında gerçekleşen silahların kontrolü görüşmeleri resmi olarak 1963 yılında, Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği ve İngiltere temsilcileri, nükleer silahların uzayda, su altında veya atmosferde denenmesini yasaklayan Kısmi Nükleer Deneme Antlaşmasını imzaladıklarında başlamıştır.

1969 yılından itibaren iki ülke çeşitli Stratejik Nükleer Silahların Kontrolü Antlaşmaları akdetmiştir.

Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri (SALT) 1969 yılında başlamış ve 1972 yılında Anti-Balistik Füze (ABM) Antlaşması’nı getirmiştir. 1972 yılında bir SALT II Antlaşması hayata geçmiş olsa da Aralık 1979’da Sovyetler Birliği’nin Afganistan’a müdahalesinden sonra bozulmuştur.

31 Ocak 1991 tarihinde Başkan George H. W. Bush ve Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Mikhail Gorbachev tarafından imzalanan Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması ve Sınırlandırılmasına ilişkin Antlaşma (START) ile Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği’nin sevk edilen stratejik cephaneliklerini, antlaşmanın kurallarını kullanarak 6.000’den fazla silah başlığı taşımayan 1.600 silah taşıyan araç olarak azaltmaları gerekli görülmüştür.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bile Rusya zorlu zamanlara rağmen ivmeyi sürdürmeye devam etmiştir.

Ocak 1993’te Başlan George H. W. Bush ve Başkan Boris Yeltsin, sevk edilen stratejik cephanelikleri 3.000-3.500 silah başlığına azaltmayı gerektiren ve çoklu silah başlığı kara konuşlu füzeleri istikrarsızlaştırma kullanımını yasaklayan START II Antlaşmasını imzalamıştır.

Onay prosedürlerinde yaşanan bazı gecikmelerden sonra 2002 yılında ABD’nin ABM antlaşmasından çekilmesinin bir sonucu olarak START II rafa kaldırılmıştır.

Mayıs 2002’de Başkan George W. Bush ve Başkan Vladimir Putin, Stratejik Saldırı Azaltma Antlaşması’nı (SORT) imzalamış ancak bu antlaşmanın yerini Yeni START antlaşması almıştır.

Nisan 2010’da, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya, her iki tarafı 700 stratejik taşıma sisteminde (ICBM’ler, SLBM’ler ve ağır bombardıman uçakları) 1.550 stratejik nükleer silah başlığı sevkine sınırlandıran ve sevk edilmeyen füzeleri 800’e sınırlandıran yasal olarak bağlayıcı, doğrulanabilir bir antlaşma imzalamıştır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ve hatta saldırgan Soğuk Savaş dönemi sırasında bile ABD ve Sovyetler Birliği ve daha sonra Rusya, her iki ulusa ve tüm dünyaya faydalı olan pek çok kayda değer projede yer almıştır.

Örneğin: İki ülke, 1963 yılında, Kısmi Nükleer Deneme Yasağı’na; 1975 yılında soğuk savaş rakiplerinin sahada bir araya geldiği uzayda Apollo-Soyuz projesine müşterek çabalarla katılmış; 1987 yılında imzalanan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması’na (INF), 1994 yılında ilk müşterek ABD-Rusya uzay mekiği Atlantis görevine katılmış ve 1995 yılında uzayda, Rus uzay istasyonu Mir’de bulunan ABD uzay aracı yörüngedeki gelmiş geçmiş en büyük uzay mekiği olmuştur. 

Bunlar, çaba göstererek nükleer silahlarını soğuk savaş dönemi sırasında 70.000 savaş başlığından şu anki 14.000’e olacak şekilde önemli derecede düşüren iki zıt süper güç, ABD ve Rusya (sıklıkla barış getiren değil savaş kışkırtıcılar olarak kategorize edilen)  tarafından kat edilen çığır açan kilometre taşlarıdır.

1945 yılındaki başlangıcından bu yana Birleşmiş Milletler, “başarılı nesilleri savaş belasından kurtarma” şeklindeki asil hedefine ulaşmak amacıyla nükleer silahları yok etmek için çabalamıştır.

22 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe giren, nükleer silahların kullanımını, kullanım tehdidini, geliştirilmesini, üretimini, denenmesini ve stoklanmasını açıkça ve kesin surette yasaklayan Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması (TPNW) Taraf Devletleri hiçbir şekilde hiç kimsenin Antlaşma ile yasaklanan hiçbir faaliyette bulunmasına yardım etmeme, teşvik etmeme veya ikna etmemesini zorunlu kılar. 

TPNW’ye atıfta bulunan, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Başkanı, Peter Maurer, şöyle demiştir: “Bugün insanlık için bir zaferdir. 75 yıldan uzun süren bir çalışmanın neticesi olan bu Antlaşma nükleer silahların, ahlaki, insani ve şu anda yasal bir bakış açısından kabul edilemez olduğuna dair açık bir sinyal göndermektedir. Çok daha yüksek yasal engelleri ve zaten var olandan çok daha fazla nükleer silah başlığı damgalamasını harekete geçirmektedir. Bu insan dışı silahların olmadığı bir dünyayı başarılabilir bir hedef olarak görebilmemize olanak sağlamaktadır “.[IDN-InDepthNews – 05 Şubat 2021]

*Uluslararası avukat, SomarWijayadasa, Sri Lanka Üniversitesi Fakülte Üyesi idi (1967-1973), BM kurumlarında çalıştı (1973-1985 arasında IAEA ve FAO), 1985-1995 yılları arasında BM Genel Kurulu UNESCO Delegesi ve 1995-2000 yılları arasında Birleşmiş Milletler UNAIDS Temsilcisi idi.

Fotoğraf: Başkan Barack Obama Oval Office’te Yeni START antlaşmasını imzalarken, 2 Şubat 2011- en sağda Başkan Yardımcısı Joe Biden bulunuyor. Teşekkürler: Chuck Kennedy (Beyaz Saray resmi fotoğrafçısı)

Most Popular