toward-a-nuclear-free-world

Reporting the underreported threat of nuclear weapons and efforts by those striving for a nuclear free world. A project of The Non-Profit International Press Syndicate Japan and its overseas partners in partnership with Soka Gakkai International in consultative status with ECOSOC since 2009.

INPS Japan
HomeLanguageTurkishNuke Test Ban Treaty Still in Limbo, U.N. Complains - Turkish

Nuke Test Ban Treaty Still in Limbo, U.N. Complains – Turkish

-

Nükleer Test Yasağı Anlaşması Hala Belirsizliğini Korurken, BM Bu Durumdan Rahatsız

Thalif Deen

Birleşmiş Milletler (IPS) – 1996 yılında BM Genel Meclisi tarafından kabul edilen Nükleer Silahların Test Edilmesinin Kapsamlı Olarak Yasaklanması Anlaşması’nın (CTBT) yürürlüğe girmemesinin başlıca tek nedeni, dünyanın önde gelen sekiz ülkesinin bu anlaşmayı imzalamayı reddetmeleri veya onay vermemeleridir.

Anlaşmayı imzalamamış olan üç ülke; Hindistan, Kuzey Kore ve Pakistan ile anlaşmaya onay vermeyen beş ülke; Birleşik Devletler, Çin, Mısır, İran ve İsrail anlaşmanın kabul edilmesinden bu yana 19 yıldır çekimserliklerini korumaktadır.

Birleşmiş Milletler’in Uluslararası Nükleer Test Karşıtları Günü’nü andığı geçtiğimiz hafta, genel sekreter Ban Ki-moon, özellikle durumları belirsizliğini koruyan sekiz devlet başta olmak üzere geride kalan tüm devletlere, nükleer silahsız bir dünya için atılacak önemli bir adım olmasından dolayı anlaşmayı imzalamaları ve onay vermeleri yönünde bir kez daha çağrıda bulundu.

Şu anda nükleer silaha sahip olan birçok devlet arasında, nükleer testlerin yapılmasına dair istemli bir erteleme durumu bulunmaktadır.

Ban Ki-moon, yaptığı konuşmada; “Ancak bu erteleme, yürürlükteki CTBT’nin yerini tutmaz. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) tarafından uygulanan üç nükleer test, bunu kanıtlar niteliktedir.” şeklinde konuştu.

Söz konusu bu uyarı, Kuzey Kore’nin nükleer silah üretme programını yeniden başlattığına dair Salı günü gelen raporlar üzerine yapıldı.

Avustralya Sidney Üniversitesi “Barış ve Çatışma Araştırmaları Merkezi” ile “People for Nuclear Disarmament” (PND) organizasyonu tarafından ortak yürütülen bir proje kapsamında, Human Survival Project (HSP) ve PND organizasyonu üyesi John Hallam; bu sekiz ülkenin yakın bir gelecekte masaya oturmalarının uzak bir ihtimal olduğunu belirtti.

IPS’ye verdiği demeçte John Hallam; “Başına buyruk davranan bu 8 ülkenin, 2016 yılına kadar anlaşmayı imzalayıp onay vermelerinin mümkün olmadığına inanıyorum.” şeklinde konuştu.

Bu ülkeler arasında yer alan Birleşik Devletler, her ne kadar anlaşmayı imzalamış olsa da, Cumhuriyetçilerin bu anlaşmaya onay vermeyeceklerini açık bir şekilde gösterdiğini söyledi.

Hallam ayrıca Hindistan ve Pakistan’ın da, bu anlaşmayı imzalamaya ya da onay vermeye niyetlerinin olmadığını açık bir şekilde gösterdiklerini, özellikle ülkedeki nükleer silahsızlanma hareketinin, CTBT’nin imzalanması ve onay verilmesi için destek kampanyaları yürütmesine rağmen, Başbakan Narendra Modi yönetimindeki Hindistan’ın buna yanaşmadığını anlattı.

Hallam son olarak, Çin ve diğer bir veya iki devletin, Birleşik Devletler anlaşmaya onay verir vermez kendilerinin de anlaşmaya onay verecekleri yönünde beyanlarının bulunduğunu belirtti.

Geçtiğimiz hafta Uluslararası Nükleer Test Karşıtları Günü’nün anıldığı üst düzey bir açık oturumda Ban Ki-moon, “Nükleer testlerin sonlandırılması hedefi, diplomatik kariyerim boyunca en önde gelen mesele olmuştur.” şeklinde konuştu.

Hem genel sekreter, hem de Nükleer Silahların Test Edilmesinin Kapsamlı Olarak Yasaklanması Anlaşması’nın savunucusu olarak, “Nükleer testlerin yasal bir zeminde yasaklanmasını kişisel bir öncelik olarak gerçekleştirdim.” diyen Ban Ki-moon, tarihte gerçekleştirilen en büyük çaptakilerin de arasında olduğu 456 testin yapıldığı Kazakistan’ın Semipalatinsk bölgesinde daha önce bulunduğunu anlattı.

“Nükleer testlerin kurbanlarıyla tanıştım. Nükleer testlerin sebep olduğu ve halen süregelen toplumsal, çevresel ve ekonomik hasarlara tanıklık ettim.”

New Mexico’da 70 yıl önce gerçekleştirilen ilk testten bu yana, dünyanın iki binden fazla nükleer teste tanıklık ettiğine işaret etti. O testler, dünya çapında el değmemiş doğal çevreye ve yerel halka çok büyük zararlar verdi.

Birçok bölgenin;  zehirlenmiş yeraltı suları, görülen kanser vakaları, özürlü bebek doğumları ve radyoaktif serpinti gibi etkileri yüzünden nükleer testlerin yaralarını hiç bir şekilde saramadığını belirtti.

“Geçmişte yapılan testlerin kurbanlarını onurlandırmanın en güzel yolu, gelecekte yapılacak olan testleri engellemektir.” şeklinde konuştu.

CTBT anlaşması; nükleer silahların nicel ve nitel bir şekilde geliştirilmesini sınırlayıp  doğrulanabilirliğini teminat altına alan,  yasal açıdan bağlayıcı bir hüküm taşımaktadır.

Hallam, Birleşik Devletler’in Nevada, Alaska, Marshall Adaları, Pasifik’in diğer kısımları ile dış uzayda toplamda 1100’den fazla nükleer test yaptığını IPS’e aktardı. Nevada’da yapılan testler sonucunda, rüzgarla birlikte bölge nüfusu büyük oranda radyoaktif kirlenmeden etkilenmiş ve yine ölüm oranlarında büyük oranlarda artış yaşanmıştır.

Hallam, Birleşik Devletler tarafından gerçekleştirilen en büyük testin, 15 Megaton büyüklüğündeki Castle Bravo testinin olduğunu, Marshall adalarının radyoaktif olarak kirlendiği bu test sonucunda, Lucky Dragon isimli Japon balıkçı teknesinin tayfasının radyoaktif kirlenmeye maruz kaldığını ve radyasyon hastalığı sebebiyle acı çekerek uzun bir süre sonunda hayatlarını kaybettiğini belirtti.

Sovyetler tarafından gerçekleştirilen en büyük nükleer testin ise 1960’lı yılların başında, kuzey kutup dairesi üzerinde bulunan Novaya Zemlya isimli büyük bir adada yapıldığını ve bu bombanın “Çar Bombası” (Bombaların Kralı) olarak kayıtlara geçtiğini anlattı.

60 Megaton büyüklüğündeki bomba, Nenet Halkının kutsal avlanma alanlarını buharlaştırmış, dünya çapında radyoaktif serpintilere sebep olmuş ve tüm gezegeni sismik dalgalarla adeta bir zilin çalınması gibi saatlerce sallamıştır.

Hallam, Sovyetler’in 800 civarında nükleer test gerçekleştirdiğini, bunların birçoğunun Semipalatinsk test alanında yapıldığını ve geniş çaplı radyoaktif kirlenmeye sebep olup yerel nüfus üzerinde yıkıcı etkilere neden olduğunu belirtti.

Ayrıca, çoğunluğu Avustralya’nın Maralinga ve Emu Field bölgelerinde olmak üzere Birleşik Krallık tarafından, Cezayir ve Pasifik’te Fransa tarafından, Sinkiang bölgesinde Çin tarafından, Pokhran ve Rajasthan bölgesinde Hindistan tarafından, Baluchistan bölgesinde Pakistan tarafından nükleer testler gerçekleştirilmiş, Kuzey Korelilerin, Fransızların, Çinlilerin ve İngilizlerin gerçekleştirdikleri testlerin sonucunda, yerel nüfus ve katılımcılar arasında radyasyona bağlı hastalıklar ve ölümler baş göstermiştir.

Hallam sözlerine, “Nükleer testler, silahlanma yarışının ve yayılmasının ana omurgasını oluşturmaktadır. Kuzey Kore dahil olmak üzere herhangi bir ülke tarafından nükleer testlere kaldığı yerden devam edilmesi ya da yeni testler gerçekleştirilmesi, bizi hiçbir zaman düşmek istemeyeceğimiz bir uçuruma bir adım daha yaklaştıracaktır.” şeklinde devam etti.  

“Nükleer silahlanmanın durdurulup, nükleer testlere dur demenin garanti altına alınması,  nükleer testlerin yapılmasını kanunen yasaklayan Nükleer Silahların Test Edilmesinin Kapsamlı Olarak Yasaklanması Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinden geçmektedir.” diyerek sözlerini noktaladı.

Bu arada Kazakistan devlet başkanı Nursultan Nazarbayev, ATOM ( Artık Testlere Olalım Mani) ismini verdiği uluslararası bir proje başlatarak, dünya çapındaki bu elektronik kampanya çerçevesinde tüm dünya liderlerine ilk ve son olarak nükleer testleri durdurma çağrısında bulundu.  (IPS – 16 Eylül 2015)

Most Popular