toward-a-nuclear-free-world

Reporting the underreported threat of nuclear weapons and efforts by those striving for a nuclear free world. A project of The Non-Profit International Press Syndicate Japan and its overseas partners in partnership with Soka Gakkai International in consultative status with ECOSOC since 2009.

INPS Japan
HomeLanguageTurkishMiddle Eastern States Are Back on the Path to A WMD Free...

Middle Eastern States Are Back on the Path to A WMD Free Zone – TURKISH

-

Orta Doğu Ülkeleri Kitle İmha Silahlarından Arındırılmış Bölge Yoluna Dönüyor.

Sergio Duarte’nun Görüş Yazısı

NEW YORK (IDN) – Orta Doğu’da nükleer silahlardan arındırılmış bir bölgenin oluşturulması Birleşmiş Milletler’deki nükleer silah denetimi ve bunların yayılmasının önlenmesi alanındaki en zor girişimlerden biri olmuştur. Geçen birkaç on yıl boyunca dünyanın diğer bölgelerindeki Devletler açısından, barış ve güvenliğe önemli derecede katkıda bulunan nükleer silahlardan arındırılmış bölgelerin kurulmasını sağlayan sözleşmeleri başarıyla müzakere ve kabul etmek mümkün olmuştur.

Bu silahlar öncelikle, Antarktik, uzay boşluğu ve okyanus yatağı gibi insansız yerlerde yasaklandı. 1967 yılında Latin Amerika ve Karayipler, Tlatelolco Anlaşması‘nın bir parçası olarak meskun bir bölgede nükleer silahlardan arındırılmış bölgenin kurulmasına öncelik etti ve burada gelişen örnek daha sonra Güney Pasifik, (Rarotonga Anlaşması), Güneydoğu Asya (Bangkok Anlaşması), Afrika (Pelindaba Anlaşması), Orta Asya (Orta Asya’da Nükleer Silahlardan Arındırılmış Bölge Anlaşması) ve Moğolistan’da uygulandı.

Büyük çoğunluğu Güney Yarıkürede yer alan 114 Devlet, kendi topraklarında nükleer silahların bulunmasına izin vermemeyi taahhüt etmiş ve diğer ilgili taahhütleri kabul etmiştir. Farklı tarihi, siyasi, ekonomik, kültürel ve güvenlik gerçeklerine rağmen bu Devletlerin tümü en azından ortak bir özelliğe sahipti: hiçbir nükleer silahlara veya diğer kitle imha silahlarına sahip değildi.

Orta Doğu’da durum böyle değil. Ancak bölgedeki Devletler bu projeyi hayata geçirmek için birçok yıldır çaba göstermektedir.

Orta Doğu’da nükleer silahlardan arındırılmış bir bölgenin kurulmasına dair ilk öneri 1974 yılında İran ve Mısır tarafından teklif edildi ve geçen yıla kadar Genel Kurul oyu olmadan rutin bir şekilde her yıl kabul edildi. Güvenlik Konseyinin birçok kararı da bu teklifi onayladı. Benzer şekilde, 1991 yılındaki Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) Genel Konferansı’ndan beri, “Nükleer Silahlardan Arındırılmış Bölgenin kurulması için gerekli bir adım olarak” bölgede tüm nükleer tesislerin tam kapsamlı korunmasının uygulamaya geçirilmesini talep eden bir kararı her yıl kabul etmiştir.

Orta Doğu’da böyle bir bölgenin kurulmasını kolaylaştıracak önlemlere dair bir araştırma 1988 yılında Birleşmiş Milletler tarafından gerçekleştirildi ve konu hakkında genel olarak güven inşa etme önlemleri şeklinde önerilerde bulundu. IAEA, 1989 yılında bu amaca yönelik bir adım olarak bölgedeki nükleer tesislerde uygulanacak güvenlik sistemi modelleri hakkında bir çalışma gerçekleştirdi.

Bu konuda önemli bir gelişme, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması Depoziteri olan üç devlet (Rusya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri) tarafından sponsor edilen bir karar, önerilen bölgenin kapsamını “kitle imha silahlarından, nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlardan ve bunların taşıyıcı sistemlerinden arındırılmış etkin bir şekilde doğrulanabilir bir Orta Doğu bölgesi” olarak genişlettiğinde gerçekleşti.

Bu kararın kabul edilmesi ve bir karar paketine dahil edilen diğer unsurlar, 1995’teki Gözden Geçirme ve Uzatma Konferansında herhangi bir itiraz olmadan Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşmasının (NPT) süresiz olarak uzatılmasını temin etti. Bölgedeki ülkeler arasındaki önemli anlaşmazlıklar, tehdit ve güvenlik kaygılarına dahil diğer aktörler dahil olmak üzere farklı bakış açıkları bu amacın gerçekleşmesine yönelik pratik ilerlemeyi engelledi.

2000 yılında NPT Gözden Geçirme Konferansı, Kitle İmha Silahlarından Arındırılmış bölgelerin küresel ve bölgesel barış ve güvenliğe katkıda bulunduğunu, nükleer silahların yayılmasını önleme rejimini güçlendirdiğini ve nükleer silahsızlanma amaçlarına ulaşmaya katkıda bulunduğunu yeniden onayladı. Konferans, az ilerlemenin yaşanmasını esefle karşıladı ve nükleer silah sahibi beş Devletin, Orta Doğu ile ilgili 1995 Kararını tamamen uygulamaya yönelik taahhütlerini yeniden doğruladığını kaydetti.

2010 yılındaki NPT Konferansı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve 1995 Kararının ortak sponsorlarının, nükleer silah sahibi Devletlerin tam destek ve katılımıyla Orta Doğu’da nükleer silahlardan ve diğer diğer kitle imha silahlarından arındırılmış bir bölgenin kurulması hakkında 2012’de bir konferansta toplanacağına dair mutabakatı onayladığında bir çıkar yol bulunmuş görünüyordu.

Genel Sekreter ve 1995 Kararının ortak sponsorları, bölgedeki Devletlere danışarak 1995 Kararını uygulamaya geçirme desteği şartıyla bir Yetkili atayacaktı. Yetkili, 2015 Gözden Geçirme Konferansına ve Hazırlık Komitesi toplantılarına rapor verecekti. Dahası, 2012 Konferansı için bir ev sahibi Ülke atanacaktı.

Bu bağlamda, Genel Sekreter Ban Ki-Moon, 1995 Kararının üç ortak sponsoru ve diğer ilgili taraflarla bir dizi görüşme gerçekleştirdi ve Finlandiyalı diplomat Jaako Laajava’yı Yetkili olarak atadı. Sonraki birkaç yıl boyunca Sn. Laajava, İsrail ve bölgedeki diğer Devletleri içeren görüşmeler gerçekleştirdi. Ancak, bu konuda ilerleme zor görünmektedir.

Yeni bir çaba 2015 yılındaki NPT Gözden Geçirme Konferansında gösterildi ancak Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Kanada, Başkanın 2016 itibariyle Orta Doğu’da Kitle İmha Silahlarından Arındırılmış Bölge Konferansını toplama teklifini desteklemedi. Teklifin “mutabakat ve eşitlik” ilkelerine dayanmadığını ve “uygulanamaz koşullar” ve “keyfi son tarihler” içerdiğini iddia ettiler. Gözden Geçirme Konferansı bu nedenle maddi bir Nihai Belgeyi kabul edemedi.

Sonraki hayal kırıklığı, Orta Doğu Devletlerinin, Genel Kurul’un 2018 Oturumunda farklı bir strateji kabul etmesine yol açtı. Kurulun kararları, NPT Gözden Geçirme Konferanslarında genel olarak uygulandığı şekilde mutabakat yerine oy çokluğuyla alındığı için Mısır, I Komitesine, BM Genel Sekreterinin Orta Doğu’da Kitle İmha Silahlarından Arındırılmış bölgeyi hayata geçirmek için 2019 yılında ve bölge kurulana kadar bundan sonraki her yıl bir konferans toplamasını şart koşan bir karar taslağı sundu.

Karar, 88 lehte ve 4 aleyhte (İsrail, Liberya, Mikronezya ve Amerika Birleşik Devletleri) oy sonucunda kabul edildi. 75 üye çekimser oy kullandı.

Bu doğrultuda, Genel Sekreter António Guterres Nükleer Silahlardan ve Diğer Kitle İmha Silahlarından Arındırılmış Bir Orta Doğu Bölgesi Konferansını resmi olarak topladı. Konferansın ilk oturumu, Ürdün Büyükelçisi Sima Bahous başkanlığında 18 ile 22 Aralık 2019 tarihleri arasında New York’ta gerçekleşti.

Bölgeden 23 Devlet, Konferansa katıldı. NPT tarafından kabul edilen beş nükleer silah sahibi ülke Gözlemci olarak davet edildi. Çin, Fransa, Rusya ve Birleşik Krallık bu daveti kabul etti. Katılımcılar, oturumlar arası dönemde göz önüne alınacak prosedür kurallarına dair nihai anlaşmayı bekleyen yöntemsel ve esasa yönelik sorunlar hakkında mutabakat çerçevesinde ilerlemeyi kabul etti.

Tematik tartışma, ilke ve amaçlara, nükleer silahlarla ilgili genel yükümlülüklere, diğer kitle imha silahlarıyla ilgili genel yükümlülüklere, barışçıl kullanımlara, uluslararası iş birliğine, kurumsal düzenlemelere ve diğer konulara odaklandı. Mevcut nükleer silahlardan arındırılmış bölgelerden gelen temsilciler Konferansın ikinci oturumundan önce doğru uygulamaları ve çıkarılan dersleri paylaşmak üzere davet edilecektir.

Konferans tarafından kabul edilen Siyasi Beyanname, nükleer silahlardan ve diğer diğer kitle imha silahlarından arındırılmış ve doğrulanabilir bir Orta Doğu bölgesinin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliğe önemli derecede katkıda bulunacağına dair inancı ifade etti ve bölgedeki Devletler tarafından özgür bir şekilde kabul edilen düzenlemelere göre gerçekleşecek ve yasal bağlayıcılığa sahip bir anlaşmanın dikkatli bir şekilde hazırlanmasını açık ve kapsayıcı bir yöntemle gerçekleştirme amacını onayladı.

Bu amaçla, Konferans bu Devletlerin tümüne Beyannameyi desteklemeleri ve sürece katılmaları için açık uçlu bir davetiyede bulundu. Katılımcı Devletler ayrıca Beyanname ile ilgili gelişmeleri ve Konferansın sonuçlarını takip etmeyi taahhüt etti. Sonraki oturum 6 ile 20 Kasım 2020 arasında New York’ta gerçekleşecektir.

İlerleme kaydetmeye yönelik geçmişteki çabaları ve bölgedeki siyasi durumu ve tansiyonu göz önünde bulundurduğumuzda Konferansın nihai sonucu önemli derecede başarılı olarak kabul edilebilir. Daha sonra ilerleme kat edilmesini sağlayacak bir sürecin inşa edilmesi öncelikli amaç olarak kabul edilebilir.

İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Konferansa katılmamış olması zaten bekleniyordu ancak Konferansın planlandığı şekilde ilerlemesine engel olmadı. İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin pozisyonlarını yakın gelecekte değiştirmeyecekleri açıkça görünmektedir. Bölgedeki ülkelerin amaç birliği sergilediğini ve muhtemel güçlüklerin üstesinden gelebildiğini belirtmek önem arz etmektedir.

Ancak, farklı güvenlik bakış açılarının sonraki süreçte uzlaştırılması gerekir. Konferansın gelecekteki oturumlarında karar alma yöntemi, diğer yöntemlere dair biraz mutabakat tercihi göz önüne alındığında ana tartışma konularından biri olmaya devam edecektir. Atılacak sonraki adımları tanımlamak için oturumlar arası dönemde çok fazla çaba gerekli olacaktır.

Kararlılık, diplomatik beceri, yaratıcılık ve her şeyden önemli bölgedeki Devletlerin ve özellikle nükleer silah sahibi Ülkeler ile diğer ilgili aktörlerin siyasi iradeleri bölgede nükleer silahların ve diğer kitle imha silahlarının bulunmamasını garanti etme amacında gelişme sağlamak için gerekli olacaktır. Uluslararası toplumun bu çabaya tam desteğini sunması gerekir. [IDN-InDepthNews – 1 Aralık 2019]

Fotoğraf: Rusya Federasyonundan önceki Sovyetler Birliği tarafından BM’ye Örgütün 45. yıl dönümü münasebetiyle takdim edilen ve BM Genel merkezi bahçesinden bulunan “İyilik Kötülüğü Yener” heykelinin görüntüsü. Kredi: BM Fotoğrafları/Manuel Elias.

Most Popular